Sizin de belirttiğiniz gibi, günümüzde diş hekimliğinin öncelikli amacı her zaman dişi tedavi ederek ağızda tutmaktır. Kanal tedavisi, dolgular ve diş eti tedavileri bu amaca hizmet eder. Ancak bazı durumlarda, diş çekimi hem genel ağız sağlığını korumak hem de hastayı ağrıdan kurtarmak için tek ve en doğru seçenek haline gelir.
Bir dişin çekilmesine karar verilmesinin başlıca nedenleri şunlardır:
Kurtarılamayacak Düzeyde Çürük: Dişin büyük bir kısmı çürümüşse ve dolgu veya kaplama ile restore edilemeyecek durumdaysa.
İleri Derecede Diş Eti Hastalığı (Periodontitis): Dişi çevreleyen kemik desteği enfeksiyon nedeniyle erimişse, diş sallanmaya başlar ve çekilmesi gerekebilir.
Gömülü Dişler: Özellikle 20'lik dişler (akıl dişleri) çeneye sığmadığında, diğer dişlere baskı yaptığında veya enfeksiyona (perikoronit) neden olduğunda çekilmeleri gerekir.
Diş Travması veya Kırık: Kaza veya darbe sonucu diş kökü kırılmışsa ve tedavi edilemiyorsa.
Ortodontik Nedenler: Diş teli (braket) tedavisi için çenede yer açmak amacıyla bazen sağlıklı dişlerin çekilmesi gerekebilir.
Kök Ucu Apsesi: Kanal tedavisine rağmen iyileşmeyen inatçı kök ucu enfeksiyonlarında.
Diş çekimi, korkulanın aksine, modern anestezi teknikleri sayesinde ağrısız bir işlemdir. İşlem sırasında hasta ağrı hissetmez, sadece baskı veya hafif bir "itme" hissi duyabilir.
Süreç adım adım şu şekilde ilerler:
Röntgen: Diş hekiminiz, dişin köklerinin pozisyonunu, şeklini, kemikle ilişkisini ve çevresindeki önemli anatomik yapıları (sinirler, sinüs boşlukları vb.) görmek için bir röntgen (genellikle periapikal veya panoramik) çeker.
Anamnez: Tansiyon, diyabet gibi kronik hastalıklarınız veya kullandığınız ilaçlar (özellikle kan sulandırıcılar) hakkında bilgi alınır.
İşlemin en önemli adımıdır. Çekim yapılacak bölge, lokal anestezi ile tamamen uyuşturulur.
Anestezik solüsyon, bölgedeki sinirleri geçici olarak bloke ederek ağrı hissini ortadan kaldırır. Uyuşukluğun tam olarak sağlanması için birkaç dakika beklenir.
Diş hekimi, "elevatör" adı verilen özel bir alet kullanarak dişi kemikteki yuvasından (soket) nazikçe gevşetir.
Bu alet, diş ile kemik arasındaki "periodontal ligament" adı verilen bağların esnetilerek ayrılmasını sağlar. Bu adım, dişin kolayca çıkması için çok önemlidir.
Diş yeterince gevşetildikten sonra, "davye" (dişçi kerpeteni veya forseps) adı verilen aletle diş kavranır.
Diş hekimi, dişi yuvasından çıkarmak için kontrollü, nazik sallama ve döndürme hareketleri uygular.
Diş çıkarıldıktan sonra, çekim boşluğu (soket) kontrol edilir, iltihaplı dokular varsa temizlenir.
Kanamanın durması ve pıhtı oluşumunun başlaması için boşluğun üzerine steril bir gazlı bez (tampon) yerleştirilir ve hastanın bunu 20-30 dakika boyunca ısırması istenir.
Bazı durumlarda, özellikle cerrahi çekimlerde veya büyük dişlerde, yara yerinin daha hızlı iyileşmesi için yuvaya bir veya iki dikiş (sütür) atılabilir.
Yukarıda anlatılan "basit çekim" yöntemidir. Eğer diş diş eti seviyesinin altındaysa (gömülü 20'lik diş gibi) veya kökler çok karmaşıksa, "cerrahi çekim" gerekir. Bu işlemde diş hekimi veya çene cerrahı, dişe ulaşmak için diş etinde küçük bir kesi (insizyon) yapar ve bazen dişi çevreleyen kemiğin bir kısmını kaldırabilir.
İyileşmenin sorunsuz olması için ilk 24 saat çok önemlidir:
Yerleştirilen tampon 20-30 dakika sonra atılmalıdır.
Kesinlikle tükürülmemeli ve pipet kullanılmamalıdır. (Tükürme, yara yerindeki iyileşmeyi başlatan kan pıhtısını yerinden oynatır ve "Alveolit" - kuru soket - denilen ağrılı duruma yol açar.)
Sıcak yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalı, ılık ve yumuşak gıdalar tercih edilmelidir.
O gün sigara ve alkol kullanılmamalıdır.